Tüm Makaleler
Vergi Hukuku8 dk okuma

Vergi Borcunda 72 Taksite Kadar Vade ve Düşük Faiz: Başvuru Süresi 31 Ağustos'ta Doluyor

Vergi dairesine olan borçlar için 31 Ağustos 2026'ya kadar başvuranlara yıllık %29 faiz ve 72 aya varan taksit imkânı var. Bu bir af değil; borç silinmiyor.

Vergi dairesine borcu olanlar için bu yaz açılmış bir pencere yarın kapanıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 16 Haziran 2026 tarihli Tahsilat Genel Tebliği, belirli bir tarihe kadar başvuranlara borçlarını yıllık %29 faizle ve 72 aya varan taksitlerle ödeme imkânı verdi. Tebliğin dördüncü maddesi başvuru için son günü açıkça yazıyor: 31 Ağustos 2026, bu tarih dahil.

Önce en çok karıştırılan noktayı yerine oturtalım, çünkü bu yanlış anlaşılırsa gerisi de yanlış anlaşılır.

Bu bir af ya da yapılandırma değil

Kamuoyunda bu tür düzenlemeler çoğu zaman "yapılandırma" diye anılır ve borcun bir kısmının silineceği beklentisi doğar. Burada öyle bir şey yok. Söz konusu olan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 48. maddesindeki tecil ve taksitlendirme kurumudur; borç aslı da, vade tarihinden bugüne işlemiş gecikme zammı da olduğu gibi durur. Tebliğin yedinci maddesi bunu açıkça söylüyor: borç aslına, vade tarihinden tecil talep tarihine kadar (bu tarih hariç) geçen süre için gecikme zammı hesaplanır ve toplam borç böyle bulunur.

Yapılandırma kanunlarında olduğu gibi gecikme zammının yerine enflasyon endeksi konması, cezaların silinmesi ya da matrah artırımı gibi bir imkân bu tebliğde yoktur. Nitekim 2025 ve 2026 yıllarında yürürlüğe girmiş bir yapılandırma kanunu bulunmuyor; bu alandaki son kanun 2023 tarihlidir. Elinizdeki 31 Ağustos tarihi bir af son günü değil, bir idari uygulama penceresinin son günüdür.

Peki o zaman ne kazandırıyor? Üç şey: daha düşük faiz, daha uzun vade ve büyük ölçüde teminatsızlık.

Kazandırdığı birinci şey: faiz farkı

Bugün yürürlükteki genel tecil faizi oranı yıllık %39'dur. Bu oran, 13 Kasım 2025 tarihli Tahsilat Genel Tebliği ile belirlendi ve hâlen geçerlidir. Haziran tebliği ise kendi kapsamına giren borçlar için bu oranı yıllık %29'a indirdi.

Aradaki on puanlık fark, uzun vadeye yayılan bir borçta küçük bir kalem değildir. Üstelik farkın nerede biteceğini de aynı tebliğ söylüyor: bu düzenlemeden yararlanmak istemeyen ya da süresinde başvurmayan borçlulara, tecil talep tarihinden itibaren yıllık %39 uygulanacaktır.

Burada bir ayrım gerekiyor: %29, genel tecil faizi oranı değildir. Bu tebliğin kapsamına giren borçlara mahsustur; genel oran %39'dur ve yarından sonra başvuracak biri için geçerli olan da odur.

Bir istisnası var ve bu istisna geniş bir grubu ilgilendiriyor: tebliğin yayımı tarihinde hâlihazırda tecilli olup şartlarına uygun ödeme yapanların kalan taksitlerine, ayrıca başvuru aranmaksızın yayım tarihinden itibaren %29 uygulanmaktadır.

İkinci şey: 72 aya kadar taksit

Kanunun 48. maddesindeki azami tecil süresi bu yıl uzatıldı. 4 Haziran 2026'da yürürlüğe giren bir kanun değişikliğiyle üst sınır 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Tebliğ de bu yeni sınırı kullanıyor.

Taksit sayısı herkes için aynı değil; borçlunun mali durumuna, borcun türüne ve borçlunun hukuki statüsüne göre belirleniyor. Faal mükellefiyeti bulunan ve defter tutan mükelleflerde ölçüt likidite oranıdır: oran 0,50 ve üzerindeyse 36, 0,30 ile 0,50 arasındaysa 48, 0,30 ve altındaysa 72 eşit taksit. Bu kapsamda olmayan borçlularda taksit sayısı 48'dir.

İki önemli istisna var. Birincisi alacağın türünden geliyor: katma değer vergisi ve banka-sigorta muameleleri vergisi borçları ile bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları, gecikme faizi ve gecikme zamları; beyannamelerine ait damga vergileri ve gecikme zamları dahil, yalnızca 12 eşit taksitte ödenir. Yani bir mükellefin gelir stopajı 72 aya yayılırken katma değer vergisi 12 ayda kapanır. İkincisi borçlunun statüsünden geliyor: il özel idareleri, belediyeler, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları ile bunların sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerin borçları, tür ayrımı olmaksızın 72 eşit taksite bağlanır.

Bu sayılar tavandır, dayatma değildir: tebliğin on üçüncü maddesi, belirlenen taksit sayısı aşılmamak kaydıyla daha az sayıda taksit talep edilmesine imkân veriyor — kısa vade, ödenecek toplam tecil faizini azaltır.

İlk taksit Eylül 2026 ayında başlıyor.

Hâlihazırda tecili olanlar bu yazının dışında değil

Denetime en çok takılan grup bu: "benim zaten taksitlendirmem var, bu yazı beni ilgilendirmez" diyen borçlu. İlgilendiriyor.

Tebliğin onuncu maddesi iki ayrı sonuç üretiyor. Birincisi kendiliğinden işliyor: yayım tarihi itibarıyla tecilli olup şartlarına uygun ödeme yapanların bundan sonraki taksitlerine, başvuru şartı aranmaksızın yıllık %29 uygulanıyor. İkincisi ise başvuruya bağlı: bu borçlular tebliğin taksit sürelerinden de yararlanmak istiyorlarsa, yani kalan borcu daha uzun vadeye yaymak istiyorlarsa, 31 Ağustos'a kadar ayrıca başvurmak zorundalar. Başvurmazlarsa yalnızca faizleri düşer, taksit sayıları eski planda kalır. Bu yolla verilecek süre her hâlde ilk müracaat tarihinden itibaren kanundaki azami süreyi aşamıyor.

Aynı şey, tecil talebi tebliğin yayımı tarihinde henüz değerlendirme aşamasında olanlar için de geçerli: onların da bu tebliğden yararlanmak için 31 Ağustos'a kadar başvurmaları gerekiyor. Başvurmazlarsa talepleri genel esaslara göre değerlendirilir ve tecil uygun görülürse faiz %39 olur.

Üçüncü şey: teminat eşiği

Kanunun aradığı teminat şartı da bu yıl değişti. Haziran ayında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile teminatsız tecil sınırı on milyon Türk lirasına yükseltildi. Eşik, borçlunun bir tahsil dairesi itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı üzerinden uygulanıyor: bu toplam on milyon lirayı aşmıyorsa (bu tutar dahil) teminat aranmıyor, aşıyorsa aşan kısmın yarısı değerinde teminat isteniyor.

Küçük ama işe yarar bir ayrıntı: tebliğin sekizinci maddesi eşiği "on milyon TL'nin altında (bu tutar dahil)" diye yazmıştır ve bu ifade kendi içinde tutarsızdır. Üst norm olan Kanun'un 48. maddesi "aşmadığı takdirde (bu tutar dahil)" dediğine göre, on milyon liranın kendisi sınırın içindedir.

Tecil yetkisi bakımından da pratik bir kolaylık var: başvurular, borç tutarına bakılmaksızın vergi dairesi müdürleri tarafından değerlendiriliyor; 10 milyon lirayı geçmeyen taleplerde işlem doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sistemleri üzerinden yapılabiliyor.

Hangi borçlar kapsamda, hangileri değil

Tebliğ kapsamına, 5 Haziran 2026 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) vadesi geldiği hâlde tebliğin yayımlandığı 16 Haziran'a kadar ödenmemiş olan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlı vergi dairelerince takip edilen amme alacakları giriyor.

Kapsam dışında kalanlar ise sayılı: özel tüketim vergisi, 2026 yılı gelir veya kurumlar vergisine mahsup edilecek geçici vergi ve bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları ile bu vergilerin beyannamelerine ait damga vergileri.

Bir de sık karşılaşılacak bir sınır var: daha önce özel kanunlara göre yapılandırılmış taksitler bu tebliğ kapsamında tecil edilemiyor. Yapılandırma taksitlerinin nasıl ödeneceği kendi kanunlarında düzenlendiği için, ödenmemiş yapılandırma taksitleri bu pencereden geçemiyor.

Başvuru nasıl yapılır — ve iki şart gözden kaçıyor

Başvuru elektronik ortamda yapılabiliyor: Gelir İdaresi Başkanlığı'nın internet adresi, dijital vergi dairesi ya da e-Devlet üzerinden. Bunun yanında vergi dairesine doğrudan, posta yoluyla veya başka bir vergi dairesi aracılığıyla yazılı başvuru da mümkün. Postayla gönderimde başvuru tarihi, taahhütlü posta ve APS'de postaya verildiği, adi postada ise vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihtir — son günde adi posta tercih etmek riskli bir seçimdir.

Metinde kolayca gözden kaçan iki şart var. Birincisi: birden fazla vergi dairesine borç varsa her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmak gerekiyor. İkincisi: borçlunun vergi dairesine olan tüm borçları için tecil talebinde bulunması şart. Yani borçların bir kısmını seçip diğerlerini dışarıda bırakmak mümkün değil.

Ayrıca yalnızca asıl borçlu değil, mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler de sorumlu oldukları tutar için bu imkândan yararlanabiliyor; adi ve kollektif şirket ortakları şirket borcunun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları için onlar da kapsamda. Bunun için ilgili vergi dairesine yazılı başvuru gerekiyor.

Taksit aksarsa ne olur

Kanunun 48. maddesi, tecil şartlarına uyulmaması hâlinde amme alacağının muaccel hâle geleceğini söyler; yani borcun tamamı yeniden istenebilir duruma gelir. Tebliğ bu katı sonucu bir ölçüde yumuşatıyor: bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi ihlal sayılmıyor.

Ama bunun bir şartı var ve şart atlanırsa yumuşama işlemiyor: ödenmeyen her bir taksitin, takip eden taksit ödeme süresi içinde, ödeme tarihine göre hesaplanacak tecil faiziyle birlikte ödenmesi gerekiyor. Aksayan taksit son taksitse, son taksit ödeme süresini izleyen ayın sonuna kadar ödenmelidir. Bu şekilde ödendiğinde tecilin geçerli sayılması için vergi dairesinin ayrıca bir işlem yapmasına gerek yok.

Pratikte değeri olan bir ayrıntı daha: taksitlendirilen borcun borç durumunu gösterir belgede görünmemesi için, tecil edilen tutarın en az %10'unun ödenmiş olması gerekiyor. İhaleye girecek ya da borcu yoktur yazısı isteyecek olanlar için bu eşik belirleyicidir.

Motorlu taşıtlar vergisinde ise başvurunun her bir taşıt itibarıyla hesaplanan toplam borç üzerinden yapılması zorunlu. Tecil edilen ve ihlal edilmeyen borçlarda fenni muayene izin belgesi verilebiliyor; ancak taşıtın satış ve devri için tecil edilen borcun tamamının ödenmesi gerekiyor.

Süre kaçarsa kapı tamamen kapanmıyor

Son bir nokta, çünkü gereksiz panik de doğru değil: 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesindeki tecil, süreli bir imkân değildir. Kanun metninde başvuru için bir son gün yoktur; borcun vadesinde ödenmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse, yazılı talep üzerine ve kanundaki teminat kuralları çerçevesinde tecil her zaman istenebilir.

Tebliğ de bunu teyit ediyor: süresinde yapılmayan başvurular ile vadesi 5 Haziran 2026'dan sonra olan alacaklara ilişkin talepler, genel esaslara göre değerlendirilecektir. Yani 31 Ağustos'u kaçıran biri tecil talebinde bulunma imkânını yitirmez — yitirdiği şey %29 faiz, 72 aya kadar vade ve bu tebliğin sağladığı diğer kolaylıklardır. Genel esaslara göre yapılan tecilde bugün itibarıyla uygulanan oran yıllık %39'dur; bu oran Bakanlıkça değiştirilebilir.

Kanunun aradığı "çok zor durum" ölçütünün kanunda bir tanımı bulunmuyor; bu hâlin nasıl tespit edileceği idari düzenlemelerle belirlenmiş durumda ve uygulamada likidite oranı üzerinden değerlendiriliyor. Dolayısıyla tecil, talep edildiğinde kendiliğinden doğan bir hak değil, şartları idarece incelenen bir taleptir.

Bir de karıştırılmaması gereken ayrı bir rejim var: Kanun'un 48/A maddesindeki vergiye uyumlu mükellef tecili. O rejim daha dardır — azami 36 ay, yalnız vadesi bir yılı geçmemiş alacaklar ve genel faiz oranı. Bu tebliğin sağladığı imkânların yerine geçmez; uyumlu mükellef olmak, 31 Ağustos süresini kaçırmayı telafi etmez.

Toparlarsak

Yarın kapanan şey borcun kendisi değil, borcun hangi koşullarla ödeneceğidir. Kapsama giren borçlarda süresinde yapılan başvuru, tecil faizini %39 yerine %29'a indirir; taksit sayısı ise kapsama girmekle değil, mükellefin likidite oranı ve borcun türüyle belirlenir — 72 taksit tavandır, kural değildir. Başvuru süresi 31 Ağustos 2026 günü sona eriyor; elektronik başvuru gün sonuna kadar yapılabilirken, vergi dairesine doğrudan yapılacak yazılı başvuruda süre mesai saati bitiminde dolar. Başvurulmadığında borç aynen duruyor, yalnızca daha pahalı ve daha kısa bir takvimle.

Tebliğin kendi ölçütleri üçtür: borcun 5 Haziran 2026 itibarıyla vadesinin gelmiş olması, borcun özel tüketim vergisi ya da 2026 geçici vergisi gibi kapsam dışı bir kalem olmaması ve talebin vergi dairesine olan borçların tümünü kapsaması.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir borç ilişkisine dair hukuki görüş veya mali müşavirlik hizmeti niteliği taşımaz. Taksit sayısı, teminat ve çok zor durum değerlendirmesi her mükellefin kendi mali verilerine göre yapılır.