Tüm Makaleler
İş Hukuku2 dk okuma

İş Kazası Tazminatı: Maddi-Manevi Haklar ve Zamanaşımı (10 Yıl Kuralı)

İş kazası sonrası işverenden maddi ve manevi tazminat nasıl istenir, zamanaşımı kaç yıl, kaza aynı zamanda suçsa süre uzar mı? TBK m.146-72 ve Yargıtay kararlarıyla rehber.

Bir iş kazası, yalnızca o anın acısıyla bitmez; çoğu zaman kalıcı bir iş göremezlik, gelir kaybı ve uzun bir hukuki süreç demektir. İşçinin ve ailesinin en çok hak kaybettiği nokta ise çoğu zaman süredir. Bu yazıda iş kazasında tazminat haklarınızı ve en kritik konu olan zamanaşımını mevzuat ve Yargıtay kararlarıyla açıklıyoruz.

İş kazası tazminatı kimden, hangi mahkemede istenir?

İş kazası nedeniyle uğranılan zarar için işçi (veya vefat halinde yakınları) işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Görevli mahkeme İş Mahkemesidir. İşverenin sorumluluğunun temelinde, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü yatar; bu önlemlerdeki eksiklik (kusur) oranında işveren sorumlu tutulur.

Önce bir ön mesele: Olayın "iş kazası" olarak tespiti

Tazminat davasından önce, olayın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak kabul edilip edilmediği belirleyicidir. Yargıtay, olayın iş kazası niteliğinin tespitinin bir ön sorun olduğunu ve kabul edilmemesi halinde önce SGK'ya karşı tespit davası açılması gerektiğini vurgular (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2008/20642 K.2009/10306). Bu yüzden ilk adım, kazanın kuruma usulüne uygun ihbarıdır.

Maddi ve manevi tazminat

  • Maddi tazminat: Sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan gelir kaybını (ve vefat halinde yakınların destekten yoksun kalma zararını) karşılar. Hesapta işçinin kusur oranı, maluliyet yüzdesi ve SGK'nın bağladığı gelirler dikkate alınır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2016/19403 K.2018/5721).
  • Manevi tazminat: Yaşanan acı ve elem için, olayın ağırlığına ve tarafların durumuna göre hâkim tarafından takdir edilir.

En kritik konu: Zamanaşımı — kural 10 yıl

İş kazasından doğan tazminat davaları, sözleşmeye aykırılık temelinde değerlendirildiğinden on yıllık genel zamanaşımına tabidir. Türk Borçlar Kanunu m.146 açıktır:

"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir."

Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir: iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı on yıldır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2006/20809 K.2007/1898). Sürenin başlangıcı kural olarak olay tarihidir; ancak zararın kapsamı (maluliyet oranı) sonradan kesinleşiyorsa, başlangıç bu kesinleşme tarihine çekilebilir.

İşçi lehine güçlü istisna: Uzamış ceza zamanaşımı

En önemli nokta budur: Eğer iş kazası aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa (örneğin taksirle yaralama veya ölüme neden olma), Türk Borçlar Kanunu m.72 devreye girer:

"…tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır."

Yani ceza kanunundaki zamanaşımı 10 yıldan uzunsa, tazminat talebiniz için de o uzun süre geçerli olur. "On yıl geçti, hakkım yandı" diye vazgeçmeden önce, olayın cezai boyutunun mutlaka değerlendirilmesi gerekir; çoğu ağır iş kazasında bu istisna işçi lehine kapı açar.

Karar Ortağınız Olarak Yaklaşımımız

İş kazası dosyalarında başarı; kusur oranının doğru saptanması, maluliyetin eksiksiz raporlanması ve sürenin doğru hesaplanmasıyla belirlenir. Sinanoğlu Hukuk Bürosu olarak, tazminat kalemlerini ve zamanaşımını (uzamış ceza zamanaşımı dâhil) baştan analiz eder, hak kaybına yol açacak bir günü bile şansa bırakmayız.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş yerine geçmez. Süreler ve tazminat kalemleri somut olaya, kusur ve maluliyet durumuna göre değişir; bir iş kazası dosyanız varsa mutlaka bir avukata danışın.